BillMcGaughey.com
   
için: worldhistory
   

ILK MEDIVIZASYONUN GELECEGINI ÖNGÖRÜYORA DÜNYA TARIHINI KULLANMA

William McGaughey tarafindan

Uygarlik Bes Nestasi

Benim uygarlik bes öyküsü kitabim, Oswald Spengler ve Arnold Toynbee tarafindan gelistirilen medeniyetlerin organik modeli üzerine kurulu olan özel bir dünya tarihi teorisini ortaya koyuyor. Ayni zamanda, ard arda asamalarda gelisen dünya çapinda (bölgesel degil) bir kültürün varligini savunurken onlarinkinden farklidir. Her asama ya da tarihsel çag, bir "uygarlik" ile iliskilidir. Uygarlik iki ana boyuta sahiptir - ilk olarak, çaginda baskin hale gelen yeni bir iletisim teknolojisi; ve ikincisi, baskin hale gelen bir kurum (veya kurumlar).

Uygarlik I, Uygarlik II, Uygarlik III, Uygarlik IV ve Uygarlik V. Asagidaki tabloda iki anahtarla ilgili olarak özetlenmektedir:

Medeniyetin Adi Iletisim teknolojisi Hakim Enstitü
     
Uygarlik I ideografik yazi hükümet
Uygarlik II alfabetik yazi dünya dini
Uygarlik III baski

ticaret ve egitim

Uygarlik IV elektronik kayit ve yayincilik haber ve eglence
Uygarlik V bilgisayar tabanli iletisim internet & ?


Insanin (özellikle Amerika Birlesik Devletleri'nde) simdi Uygarlik IV çaginda kendini bulduguna inaniyorum. Bir sonraki uygarlik olan Civilization V, ufukta. Bu medeniyeti bebeklik döneminde görüyoruz ancak olgunlugunda neyi verecegini tahmin edemiyoruz. Tek bildigimiz, bilgisayarlarin kültürün belirlenmesinde büyük bir rol oynayacagi.

Zaman araliklariyla ilgili olarak, asagidaki tarihler her çagin yaklasik baslangiç ve bitis noktalarini belirtmektedir.

Name of Civilization  
   
Uygarlik I 3000 B.C. 300 ° C'ye kadar
Uygarlik II 300 B.C. 1450 DA.
Uygarlik III 1450 A.D.'den 1920 A.D.'ye.
Uygarlik IV 1920 A.D.'den 2000 A.D.'ye
Uygarlik V sunmak için 2000 A.D.

Bu tarihlerin yaklasik oldugunu ve temiz kesilmis bir "dogum" veya "ölüm" oldugunu göstermedigini unutmayin. Örnegin, tarihin ilk çagini geçmis olmasina ragmen, tüm toplumlar hâlâ çok iyi gelismis hükümetlere sahiptir. Çin henüz bir ideografik yaziyi koruyor. Dünya dinleri toplumdaki belli basli kurumlardir, ancak gün geçtikten sonra da geçerlidir. Her iletisim teknolojisi kullanilmaya devam ediyor. Her kurum, toplumda siki bir sekilde gömülü kalir.

Bu benim karsilastirmali medeniyetler semam. Cografik açidan farkli toplumlari birbirleriyle degil, zaman zaman çesitli noktalarda tek bir toplumla karsilastiriyorum. Gelisiminin belirli bir asamasinda belirli kurumsal ve kültürel özellikler sergilediginde, bu tek topluma bir uygarlik diyorum; ve bir baska medeniyet ise, daha sonra gelismesinde farkli özellikler sergiliyor. Ancak medeniyetlerin her biri, yasam döngüsünü izleyen bir tür organik birlige sahiptir. Düzenli yasam döngüsü, yasamin erken evresinde gözlemlendiginde bir organizmanin gelecegini tahmin etmeyi mümkün kilar. Dolayisiyla medeniyetlerin gelecegini tahmin edebiliyoruz.

tahmin

Toplumumuzun gelecekteki durumu ne olacak? Günümüzde, birçok kurumdan olusan ve son binyil boyunca gelistirilen tüm iletisim teknolojilerini kullanan bir toplumuz var. Gelecegi öngörmek için burada yapilacak strateji, eski uygarliklarin geçmisteki gelisim sürecine bakmak ve ayni kalibin mevcut ve gelecekte toplum için geçerli olacagini hayal etmek olacaktir. Çünkü medeniyetler, öngörülebilir yasam döngüleri yasayan canlilar gibidir. Yaslilikta kendi kaderimizi anne-babamiza olanlardan öngörebilecegimiz gibi geçmis tarih, yasadigimiz medeniyet gelecegine ipucu verebilir. ?lk olarak, bazi tanimlar:

Bir uygarlik, belirli toplumlarda belirli zamanlarda ortaya çikan belirli bir kültürel konfigürasyondur. Örnegin, "Uygarlik I" terimi, hem toplumun (ve onun egemen iletisim ortami vasitasiyla aktarilan ilgili kültürün) kurumsal konfigürasyonunu hem de bu kosula bagli olarak dünya tarihindeki döneme atifta bulunmaktadir. Bu durumda, sunu söylüyoruz: Uygarlik I türü bir toplum, monarsi hükümetinin gelismesiyle ilgilidir. Imparatorun topluma tam kontrol uyguladigi emperyal hükümetler toplanir - yani siyasi otoriteyle yürütülen bir güç paylasimi düzenlemesine "yüksek din" adi verilen herhangi bir sözde yer olmadigi durumlarda.

Zamanla ilgili olarak, kabilenin örgütlenme seviyesinin ötesine geçen "uygar toplumlarin" çogunun, Uygarlik I modelini 3000 M.C. ve kabaca konusan 300 B.C. Yine, tarihsel çaglarin tarihlerinin yaklasik oldugunu unutmayin. Egemenlik dönemini takiben dönemlerde degisen kurumlari kapsayan medeniyetlerin çakistigi dönemler vardir.

Hükümetin kurulusu Uygarlik I'e aitse, dünya tarihinin ikinci, üçüncü ve dördüncü dönemlerinde hangi hükümet türünün bulundugunu görmek isteyecegiz. (Besinci medeniyet halen olgunlasmamis bir asamadadir, analizin bu dönem boyunca yapilmasi mantikli olmayacaktir.) Benzer sekilde hükümetin egemenlik döneminin sona erdikten sonra nasil geçtigini görmek istiyoruz. Bir baska deyisle, M.Ö. 300 yillari arasindaki dönemde hangi tarihsel egilimler gözlemlenebilir? 1450-1920 yillari arasinda (Uygarlik III) ve 1920-1995 yillari arasinda (?mparatorluk Uygarliklari IV) 1450 yilina (Medeniyet II) müracaat etti mi?

Bu tarihe iliskin önemli bir tema, karsit siyasi birlesim biçimlerini temsil eden iki kutup arasindaki salinmadir. Bir tanesi akrabalik, kan baglari veya aile iliskilerinden olusur ve bu da belirli gruplarin birlikte toplanmasina neden olur. Digeri, yasalar, idari aygitlar, askeri güç ve din (ya da toplumsal degerler yaratan ideolojiler) olusan devlet iktidarinin yapisidir. ?lk "etnisite" ve digerinin "iktidar yapisini" ele alalim. Uygarliktan önce, etnik köken sayilmistir. Ailenin uzantilarina dayali dogal bir siyasi düzen vardi. ?lk sehir devletlerinde kraliyet hükümetleri kurulmasi, daha resmi bir tür güç ve otorite getirdi. Bu tür hükümetlerin, dini destek ve tahtin kanuni halefi temelli belirli bir mesruiyeti vardi. Ayrica, özellikle askeri güç itaat uygulamak için çesitli mekanizmalar vardi.

Dolayisiyla "medeniyet" e yükselme, akrabalik iliskisini siyasi örgütlenmenin temelleri olarak terk etme ve bunun yerine bir "kültür" ve yasalar çerçevesi benimseme süreci ile baglantilidir. Vatandaslik, belli bir fikir grubuna dayanir. Irk ve etnik kökenlerin politik ayricaliklarini gelistirdikçe son zamanlarda bu sürecin tersine döndügünü tespit ettim. Bu yazi, gelecekten ne getirecegini tahmin etmek için bu bakis açisiyla dünya tarihine bakacaktir.

Siyasi düzenin altinda yatan uyusma güçlerine göre dört medeniyetin her birinde önemli olaylardan bazilari nelerdi? Tarihin büyük taramasinda, hangi kurumun hükümetin nereye yönelebilecegini gösteren "trend" gözlemlenebilir mi?

Uygarlik Dönemi Hükümeti I

Medeniyet öncesi toplumlar, okur yazarliktan yoksun ve küçük asiret topluluklarinda var olan toplumlardir. Temel olarak, bunlar genis bir aile. Kan akrabaligi baglayan kravattir. Bu durumda yasayan insan kabileleri, araziyi yemek yiyen avcilar ve toplayicilar olabilir veya yerlesmis topluluklarda tarim sürdürmüs olabilirler. samanlar ve kalitsal rahipler tarafindan doga ibadet biçimi uyguluyorlardi.

Toynbee, uygar toplumlarin önce Misir ve güney Irak gibi büyük ölçekli sulama projeleri ile tarima elverisli alanlarin geri kazandirilmasi gerektigi yerlerde ortaya çiktigina inanmaktadir. Böyle bir ölçekte çalismak için daha genis ve daha sofistike bir siyasi örgütlenme sekli gerekiyordu. Bu ihtiyaci karsilamak için sehir devletleri ortaya çikti. Her birinin, toplulugun ihtiyaçlarina bakacak bir tapinak ve yerel bir tanri vardi. Ayrica, adaletin yürütülmesi ve baris ve güvenlik için dis tehditlerle ugrasan bir hükümdar da vardi.

sehir devletleri birbirlerine karsi savasa gittiler. Bir sehir bir baskasini fethederken, o sehrin hükümdari, ülkenin genislettigi bir kralligi yönetmeye geldi. Kaybeden halklar, kazananlarin kölesi haline geldi. Gittikçe daha büyük ve daha büyük kralliklar savasin süreçleri boyunca, tarihte okudugumuz büyük imparatorluklarla sonuçlanarak sekillendi. ?lk uygarlik, güney Avrasya kitasini 200 A.D. civarindaki bölgeye yayilmis dört büyük imparatorlugun doruga ulasti: Roma'nin, Ortasi'ni, Kushan'i ve Han Çin imparatorluklarini (batidan doguya dogru).

Bu uygarlik I idi. Budizm henüz kuzey Hindistan'daki küçük bir bölgeyle sinirliydi. Hiristiyanlik, Roma Imparatorlugu'nda zulüm görmüs bir mezheptir. Islam henüz mevcut degildi. Dolayisiyla, bu imparatorluklari olusturan toplumlar totaliter bir egemenlik içindeydi. Her birinin devletin basinda kalitsal bir hükümdar ya da imparator vardi. Hükümet, gücünü iyi disiplin altindaki ordularla zorladi. ?ç yönetimi kanunlara ve vergilendirmeye bagliydi. Vatandasliga itaat için ilham kaynagi olan din sistemleri gelistirdi. Ayrica düzenli, müreffeh bir topluma katkida bulunan yol yapimi, para parasi, agirlik ve önlemlerin standardizasyonu, resmi diller vb. Gibi hizmetleri saglamistir. Ana hizmeti, barisi güvence altina almakti.

Bu nedenle, bu uygarlik tipine baktigimizda yazara dayali bir kültürü oldugunu, büyük çapli siyasi organizasyonu destekledigini ve uzmanlasmis mesleklerin üretebilecegi lüksleri ve imkânlari sundugunu görüyoruz. Hükümet, kisisel yakinliga dayali iliskilerden soyut mekanizmalara geçti. Imparatorluklari birçok ulusdan olusuyordu. Roma sehri ve halki ve kültürü Roma ?mparatorlugu'nda özel bir yere sahipken, emperyal yasa belirli bir esitlik sagladi. Roma dini, Roma'nin yani sira bu halklarin kabile tanrilarini içeren bir tanri pestesini de içeriyordu. ?mparator ibadeti imparataya bütün toplumu temsil eden kisisel bir baglilik yaratmaya çalisti. Politik bir eritme potasi olusturmak için, bu imparatorluklarin etnisite bilincini bastirmasi ve bunun yerine soyut ahlaki ve dini fikirleri gelistirmesi gerekiyordu.

Uygarlik Isa'nin ardindan ilk iki yüzyilda var olan büyük siyasi imparatorluklar iç isyandan ayrildiginda ya da göçebe isgalciler tarafindan devrildiginde sona erdi. Hunlar bu konuda bir faktördü. Çin'de, dogudaki Han hanedani, 220 AD civarinda savas agalari tarafindan kontrol edilen üç kralliga ayrildi; ve bir sonraki emperyal hanedani olan Sui'nin kuruldugu 589'a kadar degildi. Pers ?mparatorlugu, önceki rejimi devralip Ardeshir'in 224 yilinda yeni bir hanedana, yani Sasani'ye geçti.

Bati Avrupa'da, Germen göçmenler Roma'nin dogu topraklarina tecavüz etti. Visigoth'un krali Alaric, 410AA'da Roma sehrini görevden aldi. Bati ?mparatorlugu'nun son yöneticisi Romulus Augustulus, 475 A.D'de görevden alindi. Konstantinopolis'ten yönetilen dogu imparatorlugu, bin yil boyunca bozulmadan kaldi. Hindistan'da, saat 5 ila 7 yüzyillar arasindaki dönem, en büyük yerli imparatorlugunu, Gupta'yi ve yüzyillar boyu toprak bölünmesini izledi.

Uygarlik Dönemi Hükümeti II

Burada siyasi imparatorluklarin ilk gruplarinin sonu ile Bati Avrupa'daki sömürge genislemesinin baslangici arasindaki dönem bahsediyoruz. Bati Avrupa'da ve Kuzey Afrika'da bir zamanlar Roma Imparatorlugu'na ait bölgeler simdi çesitli Germen kabileleri tarafindan kontrol edildi Lombards, Ostrogoths, Visigoths, Alamanni, Vandallar ve Franks dahil olmak üzere. Frank kral Clovis, 5t. yüzyilin sonlarinda Roma kilisesinin yardimiyla bu topraklari birlestirmeye baslamistir. Kraliyet hanedani ve halefi, Charlemagne'nin saltanatinda bir doruk noktasina ulasan önümüzdeki üç yüzyila kadar varliklarini arttirmistir. Daha sonra bir nesil, imparatorluk Charlemagne'nin üç torunu arasinda bölündü ve bugüne kadar süren Avrupa siyasi cografyasinda bir bölünme yaratti.

Imparatorluk Roma'sinin anisi bu dönemde güçlü kaldi. Hiristiyanlik onun resmi dini oldugu için, Roma piskoposu Papa, Roma kültürü ve otoritesinin mirasçisi olarak görüldü. Barbar krallar Papa'nin mesrulugunun bir isareti olarak nimetlerini ariyorlardi. 800 A.D. yilinda Papa III. Asam, Charlemagne "Romalilar Imparatoru" nu taçlandirdi. 19. yüzyilin basina kadar süren Kutsal Roma Imparatorlari döneminde ilk sirayi aldi. Fikir, dünyevi krallarin Tanri tarafindan görevlerine atandiklarina karar verildi; Roma kilisesi, belki de hükümdari zorla sekteye ugratan siyasi rejimlerin lehine saklanabilir. Ve böylece Papa ile Kutsal Roma ?mparatoru arasinda bir güç mücadelesi vardi. Bati Avrupa'daki kilise ve laik hükümdarlar Uygarlik II döneminde etkili bir sekilde iktidari paylastilar.

Imparatorlugun dogu yarisinda elbette Roma ?mparatorluk Hükümeti, Osmanli Türkleri Istanbul'un duvarlarini çigneyip son imparatoru terk edince 1454'e kadar görev yapmaya devam ettiler. Constantinople piskoposu, imparatorun bir meslektasi degil, din görevlisi bir bürokratdi. Hükümetin baskanligi, MS 7 yüzyilin baslarina kadar Pers'in Sasani Imparatorlugu idi. Bir Hiristiyan ve digeri Zerdüstçü olan iki imparatorluk, bir dizi savasa karismisti. Sonra, ikisi de bitkinlesti, ?slam'in Arap ordulari biçiminde yeni bir düsmanla yüzlesti. Sasani Imparatorlugu söndü. Bizans Roma ?mparatorlugu sekiz yüz yil boyunca bir veya daha baska ?slami bir hükümetle savasti ve sonunda yenilgiye ugradi.

Çin'de 220 A.D. ve 589 A.D. arasindaki dönem, kültürel bakimdan verimli fakat politik açidan istikrarsiz bir zamandi. Kralliklar, kisa süre güneyde ve kuzeyde ortaya çikti, ancak hiçbir hanedan, bir zamanlar Han egemenleri tarafindan kontrol edilen topraklari birlestirmeyi basaramadi. Budist din ilk defa Çin'e geldiginde "alti hanedan" dönemindi. Daha sonra 589'da yeni bir imparatorluk hanedani ortaya çikti; Sui, 37 yil sürdü; ve daha sonra T'ang hanedanina, neredeyse üç yüzyila kadar uzanan, muhtemelen Çin'in en görkemli olani, MS 907 yilina kadar yükseldi. Bundan sonra, elli ile altmis yil arasinda sürecek bir siyasi istikrarsizlik dönemi ve bunu takiben dört hanedan var - Sung, Yuan, Ming , ve Ch'ing - neredeyse sürekli 20. yüzyilin baslarina uzandi. Bunlar, 3. yüzyilda B.C'de kurulan en eski imparatorluklardan Ch'in ve Han'dan sonra desenlenen bütün imparatorluk hanedanlariydi.

Dolayisiyla, Çin imparatorluklari hariç olmak üzere, Uygarlik II çaginda hükümetlerin gözlemlerini yapabilir. Birincisi, siyasi imparatorluklarin orijinal büyümesini temsil etmiyorlar, ancak önceki grubun tahrip edilmesinin ardindan "ikinci dalga" asamasindalar. Bu nedenle, bu imparatorluklar, daha önce olanlari bir model olarak tutuyor: Avrupa hükümetleri kendilerini imparatorluk Roma'sina benzetiyor. Elbette, Istanbul'daki bir kisinin halefi için dogrudan bir iddiasi vardi. Sasani (?kinci) Pers Imparatorlugu, Büyük Imparator Iskender'in yiktigi ilk imparatorlugun gölgesinde yasiyordu. Ayrica, Zerdüstçügü devlet dini olarak benimsedi. Bir önceki modellerin kabul edilmesinin, Çin modelinde, Han modelinin imparatorluk hanedanlarinin yükselip düsmesi sonucu defalarca yeniden canlandigini düsünerek en büyük oldugunu ekleyebiliriz.

Ikinci bir nokta ise, Çin disindaki bu imparatorluklarin artik totaliter devlet hükümetleri olmadigi. Bu zaman zarfinda, Yahudilik, Hinduizm, Budizm, Zerdüstçülük, Hiristiyanlik ve Islam dinleri, kendi kurumlarini toplumda iddia eden toplumlarini gelistirdi. Dini güç, Papa'nin dünyevi yöneticilerden bagimsiz oldugu ve toplum üzerinde ve Peygamber Muhammed'in halefleri olan ?slam toplumunda manevi otoriteyi uyguladigi Bati Avrupa'da en büyük güçtür. Ve bu nedenle, tek bir otoriteye sahip olan daha eski imparatorluklarin aksine, bu toplum türü bir laik ve digeri bir çift güç yapisina sahipti. Fakat hala "iktidar yapilari" nin siyasi birligi bir arada tuttugu bir dönemdeyiz. Sadece din, yapi malzemeleri karisimina eklendi.

Uygarlik Dönemi Hükümeti III 

Eski Dünya jeopolitikini Rönesans döneminde (Uygarlik III çaginin baslangici olarak) neyin etkiledi? Büyük bir faktör, Mogol imparatorlugunun dagilmasi olmaliydi. Cengiz Han, uygarlik I'den farkli olarak genis bir siyasi imparatorluk kuran barbar bir baskandi. Birlik kuvvetiyle birlestirdi. Mogol hükümdari, imparatorlugunu bir arada tutmak için din, hukuk ve vasifli yönetim kullandi. Buna ragmen, geç 14.1. Yüzyil A.D.'de dagilmaya basladi. Bir dizi yerel isyan sonrasinda, Chu Yuan-Chang adli bir savas agasi, Çin'de Ming hanedanini kurma yetkisini ele geçirdi. Bunu Çin milliyetçiliginin bir ifadesi olarak görüyor olabiliriz. Sonuçta Mogolistan yerli Çinlileri üst düzey idari pozisyonlardan disladi. Ming ?mparatorlugu Çin yerlileri altinda Çin kültürünü ve imparatorluk biçimini yeniden kurdu.

Baska yerlerde, Mogol gericiligi diger milliyetçi hükümetlerin önünü açti. Mogollar 13. yüzyilda Irak'taki Abbasi halifeligini söndürdüler. Ortadogu'yu astilar, Memluk muhalefetinden ötürü Misir'i ya da Suriye'yi fethedemediler. Bir yüzyil sonra, Mogol gücünün ortadan kalkmasi üzerine Osmanli Türkleri Anadolu'ya tasindi. Bu Osmanli Imparatorlugunun baslangiciydi. Tamurlane adli Cengiz Han'in kendine özgü bir halefi Hindistan, Rusya ve Ortadogu'da bir firlamisti. Bir ardil vasitasiyla kalici mirasi, Hindistan'da bir Müslüman imparatorlugun, Mogol'un yaratilmasiydi. Üçüncü bir Müslüman imparatorluk olan Safavi, Osmanli yönetimine karsi bir ayaklanma yüzünden Pers'i isgal etti. Bu sürecin sonunda (?ngilizlerin Hindistan'a gelisinden önce), Avrasya steplerinden göçebe halklar tarafindan, özellikle de Türkler tarafindan kurulan Türkiye'den Hindistan'a uzanan üç Islam imparatorlugu vardi.

Kuzeyde, Slav halklari bu arada Mogol egemenliginin boyundurugunu attilar. 14'üncü yüzyilda A.fi.'de, Moskova'dan Prens Ivan Kalita, Mogollarin yerel isyani bastirmasina yardim etti. Ödül olarak, Grand Duke ünvanini aldi. Rusya'daki Dogu Ortodoks Kilisesi de Moskova'yi iktidar alanina getirdi. Moskova devlet baskanlari, Mogollarin daha küçük beylikleri kontrol etmelerine yardimci olmaya devam ederken, uygun olduklarinda onlari ilhak etmeye devam ettiler. 15. yüzyilda Golden Horde dört halef devlete ayrildi. Moskova durumu daha fazla topraga ekleyerek avantajdan yararlandi. Bizans Imparatorlugu bu yüzyilin ortalarinda Osmanli'ya düstügünde, Moskova ortodoks Hiristiyanligin yeni merkezi oldu. 16. yüzyilda Ivan III, son Bizans imparatorunun yegeniyle evlenmis ve "Çar" anlamina gelen "Çar" unvanini almistir. Dolayisiyla, Mogol hükümetini kurnazca destekleyerek ve buna karsi koyarak, Moskova'nin dükleri kendi Slav imparatorlugunu kurdu ve Moskova "üçüncü Roma" haline geldi.

Bir dereceye kadar Bati Avrupa'da da ayni süreç yasaniyordu. Papalik, Mogollar yerine, Roma ?mparatorlugunun iktidarini temsil etti; çünkü Roma Baspiskileri Bati Hiristiyanligi üzerinde gerçek bir otoriteye sahip olduklarini gördü. Örnegin, Papa Alexander VI, ?spanya ve Portekiz'e, Kuzey ve Güney Amerika'daki yeni kesfedilen arazileri sömürgelesmek için münhasir haklar vermeye yetkili hissetti. Charles V, hem Kutsal Roma Imparatoru hem de ?ber ve Avusturya Hapsburg tahtlarinin mirasçilari, Roma kilisesinin sadik destekçisiydi. Ama sonra Protestan Reformu olustu, Avrupa dini ve siyasi olarak bölündü. Sonraki yüzyillarda, siyasal güç Güney Avrupa'daki Katolik merkezinden Atlantik Okyanusu ve Kuzey Denizi'ne komsu Kuzey ülkeleri: Fransa, Hollanda ve ?ngiltere'ye kaydi. Avrupa ulus devleti dogdu. Daha önceki hükümet modellerinden farkli olarak, bu yeni monarsiler, etnik ve dilsel olarak konusan nispeten homojen nüfus kusatma egilimindeydi. Ortak bir kan çizgisinin yani sira siyasi yapi ve tarihten hoslanan bir "Fransiz" veya "Ingiliz" kisi vardi.

Uygarlik III ayni zamanda Bati Avrupa sömürgeciligi çagindaydi. Bu, çesitli Avrupa ülkelerinin temsilcilerinin Asya, Afrika, Amerika veya Avustralya'daki topraklarin kontrolünü ele geçirdigi ve kendi kültürlerini ve politik kurallarini Avrupali ??olmayan insanlar üzerine dayattigi anlamina geliyordu. Yerli nüfusun yogun oldugu Hindistan'da Ingilizler seçkin bir egemen sinif haline geldi. Çin'de ticaret enklavlari kurdular. Bununla birlikte, Avustralya ve Amerika'da, nüfusun daha seyrek oldugu yerlerde, Avrupa göçmenleri bos topraklari doldurdular. Afrika köleleri Amerika'da is yapmaya getirildi.

Burada yine, siyasi yapi irk ve etnisite çizgisinde daha keskin bir sekilde tanimlandi. Elbette, siyah köle toplumsal açidan asagi bir konumda iken, dünyanin uluslarinin beyaz yöneticileri kendi irk ve dini üstünlüklerinden övgüde bulunabilirlerdi. Kolonize edilmis koyu tenli insanlar da kendilerini milliyetçi veya etnik olarak tanimladilar.

Medeniyet III döneminde hükümet tarihi ayrica, dört büyük demokratik devrim içermelidir - 17. yüzyil Ingiliz Püriten, 18. yüzyilin Fransiz ve Amerikan devrimi ve 20. yüzyilin baslarindaki Rus devrimi - ki bu Bir dereceye kadar ya da baska bir sekilde, özgürlük ve kendi kaderini tayin etme fikirlerini gelistirdiler.Bu çag, 20. yüzyilin baslarindaki iki Dünya Savasi'nda sona erdi: I. Dünya Savasi üç büyük Avrupa monarsisinin (Almanya, Rusya ve Almanya'daki) yikilmasini sagladi. Avusturya-Macaristan) ve Wilson'un "Ondört Noktalari" nda, 20. yüzyilda sömürgelestirme tohumlarini ekleyen "ulusal kendi kaderini tayin etme" fikrini gelistirdi. Avrupali ??insanligin kaninin Fransiz tarlalarina yayilmasiyla Avrupa siyasi üstünlügü azaldi .

Burada, I. Dünya Savasi'ndan sonra siyasi olarak neler oldugunu konusmaktayiz. Dogu Avrupa imparatorluklari çöktü. Almanya, borç yükü altindaki bir cumhuriyetti. Avusturya-Macaristan ?mparatorlugu birkaç küçük ülkeye bölündü. Rusya komünist bir hükümete sahipti. Ingiltere ve Fransa, Avrupa'nin kardes savasi nedeniyle zayifladilar. Sadece Amerika Birlesik Devletleri güçlü bir konumda görünüyordu. Basta Almanya ve ?ngiltere olmak üzere Avrupa ulus devletleri arasindaki milliyetçi rekabet üçüncü medeniyetin sona ermesine yol açti.

Ancak simdi, ikinci bir sarsinti dalgasinda, Ikinci Dünya Savasi, Eksen güçleri tarafindan askeri saldiriya yol açti. Savas Sonrasi Almanya, Italya ve Japonya, Birinci Dünya Savasi'nda savasan uluslardan daha milliyetçi idi. Onlarin ideolojileri, irksal üstünlügün ve kan hattinin safliginin fikirlerini içeriyordu. Fakat bu güçler Birlesik Devletler, ?ngiltere ve Sovyetler Birligi liderligindeki bir koalisyon tarafindan yenildi. Birlesmis Milletler, savasin sonunda, eski Milletler Cemiyeti gibi kuruldu, ancak daha saglam bir temel üzerine kuruldu.


Medeniyet Dönemi Hükümeti IV 

2. Dünya Savasi'ndan sonra, simdiye kadar müttefiklerin siyasi bölünmenin karsi taraflarinda kendilerini bulduklari "Soguk Savas" vardi. Rekabet eden ekonomik ideolojiler yarisi tanimladi. Kapitalizm, bir uluslar blogu ("birinci dünya") talep etti ve komünizm digerini ("ikinci dünya") talep etti. Bunlar ekonomik açidan çerçevelenmis yari dini ideolojilerdi. Komünizm, gelismekte olan dünyada, özellikle de Çin'de bazi dönüstürenler kazanmistir, çünkü bir gelisme vaadinde bulundu ve hükümete siyasi bütünlük sagladi. Kapitalizm, sinirlayici politikalarla savasti. Iki taraf arasindaki nükleer savas tehdidi dünyaya asildi.

Sonunda Sovyetler Birligi komünizmi terk etti ve etnik ve dini açidan daha birlesmis birkaç ulus devlete ayrildi. Uluslararasi kapitalizm ayakta kaldi. Nitekim, çokuluslu sirketler farkli uluslari kendi lehlerine kullandilar. Gelismis ülkeler için bir mal tedarikçisi olarak, Çin, aslinda kapitalist bir ekonomi elde etti. Vietnam benzer gelisime talip oldu.

Ikinci Dünya Savasi'ndan sonraki dönem, Hindistan'in altin kitasinda, Afrika, Endonezya ve Fransiz Kizilderili'nde de sömürgecilik dönemiydi. Ingiltere ve Fransa sömürgelerine Ingilizlerin Fransizlardan daha barisçil bir biçimde bagimsizlik vermesine karar verdiler. Birlesik Devletler Filipinler'e bagimsizlik verdi. Ve böylece Avrupa ulus devletinin modeli dünyanin diger bölgelerine yayilmistir. Bütün uluslarin Birlesmis Milletlere üyeligi vardi. Bir zamanlar kolonilesmis olan bu ülkeler genellikle "Üçüncü Dünya" da "hizalanmamis ulus" (ne komünist, ne de kapitalist) grubuna mensuptu. ?kinci terim, halk kitlelerinin fakir oldugu düsük bir sanayi gelisimi anlamina geliyordu. Bununla birlikte, zamanla, serbest ticaretin yayilma rejimi, bir zamanlar Birinci Dünyada tutulan isler daha düsük üretim maliyetleri nedeniyle Üçüncü Dünya'ya kaçtigindan, dünya ekonomisinde yeniden düzenlilik getirdi. Bu, Birinci Dünya'da istihdamda bir kriz yaratti.

Bu siyasi tarih dönemini karakterize etmek için önce etnik köken ve irkin ortak bir dizi kanun ve ideale tabi tutuldugu geleneksel hükümet tipinin egemen oldugu gözlemlenebilir. Etnik olarak saf ulus devletleri, iki kat fazla fratrisidal savasa sahip olduklari için kendilerini iki çok uluslu süper güç olan Birlesik Devletler ve Sovyetler Birligi tarafindan dislanmis durumda buluyorlardi. Birlesik Devletler, ?ç Savas'tan miras kalan irk ve etnik esitlikten miras kalan bir mirasa ve "eritme potasinda" bir araya gelen göçmenlere dayali bir nüfusa sahipti. Sovyetler Birligi komünizmin sert ideolojisiyle çesitli uluslari bir araya getirdi. Bir zamanlar uyrukluk komiseri olan Stalin, etnik muhalefeti etkili bir sekilde bastirdi.

Dünya Savasi'ndan sonra, dünya halki Nazilerin ve Japon militaristlerin irkçi ideolojileri ve katledici davranislarindan dehsete düstü. Holokost'un imaji, irk temelli siyasetin neden olabilecegi zararlari hatirlatti. Sivil Haklar hareketi, Amerikalilari beyaz irkçiligi ve siyah insanlara yönelik kötü muameleden haberdar etti. Çogunluk nüfus, irk, din veya etnik kökene dayali bir politika uygulamak yasaktir.

Medeniyet IV'ün son asamalarinda bu fikir birligi bozulmaya baslamistir. Komünizmin demir kolu kaldirildiktan sonra Yugoslavya'da etnik çatismalar basladi. Kabile ihtilaflari, sömürge sonrasi Afrika'da soykirima neden oldu. Ortadogu'da Israil devleti kendini hem demokrasi hem de "Yahudi devleti" olarak tanitti - yani dogumlu bir grubun resmi tercih aldigi - dolayisiyla etnik açidan dezavantajli bir grup olan Filistinlilerle çatisma içinde buldu. , Müslüman müttefiklerine sempati ve destek verdi. Amerika Birlesik Devletleri'nde "renk körü" politikalari çagrisi, irk farkliliklarini tanimlayan politikalara yol açti. Latin Amerika'dan gelen göçmenler milyonlarca kisi tarafindan yasadisi bir sekilde ABD'ye girerek geri tepmeye neden oldular. Avrupa'da, siyasi durum benzer sekilde Müslüman ülkelerden gelen göçlerden etkileniyor.

Öyleyse devletin altinda yatan muhalif güçlerle ilgili olarak neyimiz var? Ilk uygarlik çaginda, genetik olarak birlesik insanlari hâlâ "uluslardan", siyasi liderin birçok ulusu askeri bir fethi ile bir araya getirdigi "imparatorluklardan" bahsediyoruz ve bunlari ustaca yönetim yoluyla kaynastiriyor. Hükümetin kurulusu, ister yasalar isterse askeri bilim olsun, soyut fikirlerle etkili bir güç temeline kuruldu.

Tarihin ikinci çaginda ortaya çikan dünya dinleri, siyasi imparatorluga manevi bir eslik ediyordu. Isa, biyolojik annesi ve kardesleri ona getirildiginde meseleyi söyle dile getirdi: "Kim annem, kardesim kimlerdir?" ?ste annem ve kardeslerim Tanri'nin istegini yapan kimse benim kardesim, ablam benim annesi." (Markos 3: 33-35) Kan bagislari ve etnisite önemli degildi, sadece Tanri'nin istegine - yani Tanri'nin sözü veya belirli ilke ve fikirlere itaat. (Ironik olarak, Isa'yi Mesih rolüne getiren peygamber kahramani Yahudilerin baskalarinin liderliginde çok etnikli imparatorluklara asimsi olmamasina tepki olarak üretildi.)

Siyasi devlet, yasalarina itaat etmek veya ahlaki düzeni tanimlayan belirli soyut fikirler üzerinde israrci davraniyordu. Roma'nin çok kutuplu imparatorlugunun etnisite kontrolünde olmasi gerekiyordu, çünkü bu siyasi birlik için tehdit olusturuyordu. Roma'dan gelen Hiristiyanligin dini, imparatorlugun batisindaki çöküsünü takip eden dönemde siyasi kralliklari birlestirmeye hizmet etti.

Dördüncü Dönem Hükümet Özeti 

Üçüncü medeniyette gördügümüz, imparatorlugun Mogol gücünün geri çekildigi ve iktidarin batisindaki siyasi gücünü yitirmesiyle birlikte iktidarin siyasi veya dini yapilarina dayanan geri çekilmesidir. Bu fikrin belli bir canlanmasi, Avrupa uluslari dünyanin geri kalaninda sömürgeler kurduklari dönemin sonlarina dogru gerçeklesir. Ama bu farkli bir imparatorluk çesididir. Etnisite ne olursa olsun, mümkün oldugunca çok bölge veya nüfusu fethetmeye çalisan degil, nispeten birlesik etnik veya irksal bir grup tarafindan kontrol edilen ticari sömürü amaciyla kurulan bir imparatorluk degildir. Sömürge ustalari belirli Avrupa ulus devletlerine aittir. Konular genellikle degisik irklardan olusan, batili olmayan insanlardir. Ayni sekilde, Amerika köleliginde irk ayrimi yapilir. Etnik köken, göçmen gruplarin çesitli uluslarinda Amerikan eritme potasinda harmanlanmis belirgin bir faktördür. Bununla birlikte, yasal çerçeve genel olarak, etnisite ne olursa olsun, bir ulusun bütün vatandaslarinin ayni kategoride oldugunu ve esit muamele görmesi gerektigini varsaymaktadir.

Dördüncü medeniyet çagina girerken, Amerika Birlesik Devletleri'ndeki ve baska yerdeki sarkaç etnik köken yönünde devlet iktidarinin birlesik yapilarindan uzaklasmaya devam etti. 1950'lerin ve 1960'larin Sivil Haklari hareketi entegrasyona vaat edebilir, ancak ruhu beyaz topluma karsi devam eden sikâyetleri beslemekti. Oradan insanlara irk, cinsiyet veya diger dogum tarafindan belirlenen özelliklere bagli olarak farkli sekilde davranan yasalar ve düzenlemeler olan irk tercihlerine, "korunan siniflara" ve nefret söylemine tasindik. Okullar, mahkemeler ve kitle iletisim araçlari içindeki Amerika'nin çogunluk nüfusuna karsi suçlamalari süpürme daveti, devletin sadakatini zayiflatma pahasina olabilir.

1970'de Andrei Amalrik adli bir Sovyet muhalifi, komünist sistemin yakinda çökecegini ve Sovyetler Birligi'nin bir dizi halef devlete dönüsecegini öngören bir kitap yazdi. Muhtemelen o olaylar geçti. Benzer bir sürecin ABD'yi etkilemesi de mümkündür. Ulusal hükümetimiz, tedbirsiz ticaret politikalari ve bütçe açiklari, zenginler ve yoksullar arasindaki genisleyen gelir farki, para politikasi, Orta Dogu'daki saldirgan savaslar ve göçle ilgili basarisiz politikalari nedeniyle yavas yavas gözden düsüyor.

Ayrimciliga karsi sert politikalara ragmen Birlesik Devletler'deki irk iliskileri hayal kirikligi yaratan bir hizla gelisti. Görevsiz Birlesik Devletler'e giren Milyonlarca Ispanyol göçmen, siyasi eylem yoluyla statülerini yasallastirmaya çalisiyor; ne Demokrat ne de Cumhuriyetçi, artan demografik gücü olan bir oylama blogunu rahatsiz etmek istemiyor. Burada en alt satirda irkçi dayanisma kanunlari kozduruyor.

Roma düsmedi, çünkü barbar ordular imparatorlugun sinirinin ötesinde saldirdi, ancak Alman topluluklari Roma topraklarina ve aslinda imparatorluk orduya sizdi. Kötü niyetli muhalifler degil, Roma medeniyetini kiskananlardi. Dolayisiyla bugün ABD'ye gelen göçmenler var. Egitim sistemimiz yerli halk arasinda kariyer beklentilerini artirdi. Yukariya dogru hareket eden toplumumuzda, hiç kimse, ekonomik ömrün sikça gerektirdigi kirli ve vasifsiz isleri, özellikle de düsük ücretli olanlari yapmak için yeterli degildir. Latin Amerika'dan gelen göçmenler isteyerek bu boslugu doldurdular.

Egitim sistemi, refah yolunun okulda kalmasi ve çocuk yetistirme faaliyetlerinin ertelenmesinde yattigi konusunda vaat ediyor. Basariya giden yolda kariyer yapmak, is ve aile yasamini zorlastirir. Daha hareketli olan erkekler ve kadinlar çocuklardan ziyade kariyer basarisini seçtikçe, göçmenlerin doldurdugu yerli nüfusta bir nüfus araligi yaratiliyor. Etnik gruplarin baris içinde degistirilmesi, yakinda takip edilecek, belki de siyasi iktidarin yeniden düzenlenmesi ile gerçeklesir.

Birligin kurtarilmasi sirasinda Lincoln'ün ölümünden 140 yil geçti. Bu ABD Baskani, halk tarafindan kontrol edilen hükümetin yüksek ideallerine terfi etti ve siyah insanlarin beyazlardan yasal olarak fakirligini sona erdiren bildiriler yayinladi. Fakat Iç Savas ve onun sonrasinda irkçi tutumlarin belirleyici bir unsur oldugu Mississippi Nehri'nin kuzey ve güney dogu arasinda sürekli bir kültürel ve politik çatlak birakti. simdilik, bu, 1960'larin siyasi olaylarina tepki gösteren Cumhuriyetçi bir "saglam güney" te kendini gösterir. Bazi sert-sakin Güneyliler arasinda ayrilikçi bir konusma var. Güneybati'da, Anglo ve Hispanik popülasyonlari arasindaki çatisma, ayri topluluklar üretebilir.

Ülke genelinde Amerikalilar kentsel ve banliyö nüfusu arasinda bölünmüsler, çünkü beyaz uçus, iç sehirlerde yogunlasan siyah nüfus çekirdegi birakmistir. Genisleyen gelir araligi, bazi insanlarin kapili banliyölerde yasadigi, digerlerinin ise sehrin yogun nüfuslu bölgelerinde genis apartman kompleksleri yasadigi bir topluluk oldugunu göstermektedir.

Asiri bir sekilde, merkezi hükümetin otoritesinde bir çöküs ve sosyo-ekonomik, irksal ve etnik çizgiler boyunca bir balkanlasma gözlemleyebiliriz. Siyahlar, beyaz irkçiliga karsi aci çekmeye devam edebilir. Ispanyollar kendi dillerini ve kültürünü tesvik edebilirler. Kendi liderleri tarafindan aldatilmis ve terk edilmis çogunluk beyaz nüfus, ulus devletinin tutmaya degmeyecegine karar verebilir.

Daha da kötüsü, giderek azalan dogal kaynaklar için yarisan yükselen bir nüfus olabilir. Toplum daha sonra, güçlü bir merkezi otoritenin yoklugunda kendileri için savusturan küçük gruplara ayrilabilir. Bu kaynak toplama gruplari muhtemelen aile temelli kabileler olarak örgütlenecekti. Uygarlik basladigi noktaya getirilen etnisiteyi temsil edeceklerdi. Devlet kurumu daha sonra tam bir döngüye gelecekti.

Bu elbette, ancak olasi birkaç sonuçtan biridir. Alternatif olarak Birlesik Devletler, Theodore Roosevelt ya da Ronald Reagan gibi iyimser ve vicdani bir lider ya da kriz zamaninda mücadeleyi yerine getirmek için yükselen Franklin D. Roosevelt ya da Abraham Lincoln gibi bir siyasi lider altinda ulusal toplulugunun canlanmasini yasayabilir. Ya da, gelecek zamanlarda ulus devlet önemli olmaktan vazgeçmis olabilir. Insanlik, bunun yerine dünya vatandasligina kavusabilir, burada akrabalik duygusu gezegendeki herkese genisletilir.

Siyasi düzen böyle bir dereceye kadar genisletilirse, son derece zeki ve ilham veren bireylerin bu toplumun kültürel çerçevesini olusturmalari gerekecek. Halen sekillenen anlik küresel iletisim çaginda, dünya tarihinin ikinci çaginin dini ilhamina yaklasan bir sey gerekli olacaktir. Insan irki biçimindeki yaris, Dünya halki arasinda birlestirici bir güç olabilir. Paradigma degisimi gerçeklestikten sonra hükümet yine de ortak çikar pesinde olabilir.



FILE: /main/production/doc/data/assets/site/ir_journal/ir_citation.inc
McGaughey, William (2007) "Using World History to Predict the Future of the First Civilization," Comparative Civilizations Review: Vol. 56 : No. 56 , Article 8.
Available at: http://scholarsarchive.byu.edu/ccr/vol56/iss56/8

 

için: worldhistory


TEL?F HAKKI 2007 T?STLEROSE YAYINLARI - TÜM HAKLARI SAKLIDIR

http://www.billmcgaughey.com/iscsc2007.html