BillMcGaughey.com
 
 
için: worldhistory
 
 




Dünyadaki Tanri'nin Makami





 

Fiziksel dünyayi yaratan ve insanligin bireysel düsünce ve ihtiyaçlarinin farkinda olan evrensel bir akilli güç olsaydi, bu kisisel olarak büyük ilgi olacaktir. "Tanri" olarak adlandirdigimiz varligin, bizim için en iyi esenligi saglayacak bir planimiz olmasi daha büyük bir ilgi olacaktir. Özellikle, eger Tanri bizden ölümün ardindan söndürülemeyecegimizi, ancak ana kimligimizi mutlu ve huzurlu bir halde koruyan bir biçimde devam ettirmesini ayarlayabilirse, bunu gerçek yapmak için mümkün olan her sekilde isbirligi yapmak istiyoruz. Baba gibi bir figür, Tanri kurtulusumuzun anahtari olurdu. Kendimizi bu Tanri'nin eline koymaliyiz.

Bazi insanlar böyle bir Tanri'nin var oldugunu söylüyorlar. Digerleri pek emin degil. Gerçek su ki, eger Tanri kendimiz gibi bir varliksa ve iletisim kurmak için bir insan kapasitesi varsa, bu varlik genellikle görünmezdir. Tanri'nin konusmasini baska biri konusan birinin söyledigi gibi duyamaz. Tanri belirli bir zaman ya da yerde palpe edilebilir bir biçimde görünmez. Çogu insan için Tanri tek basina üne sahiptir. Tanri'nin bir insana benzeyecegini düsünüyoruz; bunun disinda, sinirsiz güç ve istihbarata sahip olacakti. Tanri, evrendeki her olayi kontrol edebilecektir. Ancak yine çogu insanin bu Tanri hakkinda bir fikri vardir. Varsa, çok az kisi tecrübeye sahip olmali.

Simdi, elbette, dinler, bazi kisilerin Tanri ile konustugu ve bu konusmalardan Tanri'nin insanligin ne istedigini ögrenmis oldugu iddiasi üzerine kurulmustur. Çikis'in üçüncü bölümünde, Musa atese maruz kalan ancak tüketilmemis bir çali gören Horeb Dagi civarinda bir koyun sürüsü egitiyor yaziyor. Çalidan gelen bir ses Musa'yi adiyla selamladi. Ses kendini belirledi: "Atalarinizin Tanrisi, Ibrahim'in Tanrisi, Yakup'un Tanrisi olan Ishak'in Tanrisiyim" dedi.

Bu, uzun konusmalari içeren, Musa ve Tanri arasindaki kisisel bir iliskinin baslangiciydi. Bu sohbetlerden Isa halkina Tanri'nin talimatlari geldi. Bunlardan en iyi bilinenleri, Musa'nin Sina Dagi'nin tepesinde Tanri ile konustugu bildirildigine göre, on Emre'dir.

Kutsal Kitap, Musa'nin diger peygamberler veya rahiplerin aksine Tanri ile özel bir iliskisi oldugunu iddia etmektedir. Musa ve Harun Hazeroth'da savundu Aaron: "Musa, Rab'bin konustugu tek müsün var mi? Bizimle de konusmadi mi? "Sayilar 12'de, Tanri'nin sözleri kulak misafiri oldugu bildiriliyor. Aaron ve Miriam'i çagirarak, Tanri sunlari söyledi:

"Sözlerimi dinleyin.
Eger o (Musa) peygamberin ve baska sey degilse,
Kendimden bir vizyonla tanirimdim,
Onunla bir rüyada konusurdum.
Ancak kulum Musa o kadar peygamber degildir;
o yalniz bütün ailem için sadiktir.
Onunla yüz yüze konustum,
Açikçasi ve bilmece olarak degil.
O, Rab'bin aynisini görür.
Musa'ya karsi nasil karsi çikmaya cüret edersin? "

Incil'de, evrenin yaraticisi ve efendisi olan Tanri'nin, iki insan arasindaki bir konusma sanki Musa ile konustugu iddiasini tasiyorsunuz. Tanri "yüz yüze" Musa ile konustu. Musa Tanrinin "en formunu" gördü. Bu, bu nedenle, belirli bir insanin, Musanin, Tanri ile dogrudan ve kisisel iletisim kurabildigini ve Israil halkinin ?srail halkinin yapmasini istedigini ögrenebildigini iddia ediyor.

Bu bizim için, üç bin yili askin bir süreden sonra, Tanri'nin ne yapmak istedigini bilmek için yeterli bir temel midir? Gerçekten de Tanri'nin var oldugunu bilmek için yeterli bir temel midir? Dindar için, bu soru imanla cevaplanacakti. Elbette ?ncil'de okunan sey dogrudur. Tanri, bu kadar çok kisiyi yanlis olan raporlarla aldatmis olamazdi. Kutsal Kitapta yazilmis ilahi esinlenmis sözler gerçek ile esanlamlidir. Öte yandan, Incil'de bildirilen olaylar çok uzun yillar önce olmustu, kendi kosullarimizin aksine, gerçekte olanlardan emin olamazdi.

Bu duruma tarafsiz bir sekilde bakmak için öncelikle Musa'nin, karsilasmalarinin Kutsal Kitap hesabinin çok daha sonra yazilmis olmasi gerçegi isiginda Tanri ile konustugunu nasil bildigimizi sormak zorundayiz. Biri, Musa ve Tanri arasindaki sohbetler hakkindaki bilgimizin Musa'nin kendi ifadelerinden geldigini söylemek zorunda kalacaktir. Bu konusmalar için baska sahitler de yoktu.

Tanri açikça diger taniklari istemiyordu. Musa, On Emir'i almak için Sina Dagi'na dogru yükseldiginde, Tanri önce ona bir simse sesi duyarak söyle dedi: "Asagi gidin; halki ciddiyetle Rab'le görüsmek için Rab'be zorlamayacaklarini ya da çogunu yok edeceklerini "söyleyerek uyariyorlar. (Çikis 19: 21) Harun Musa'ya dag basinda eslik ederken, Tanri tek basina Musa ile konustu.

Kutsal Kitap, Tanri ile kisisel görüsmelerin Musa'nin yüzünü nasil parlattigini açiklar. "Aaron ve Israilliler Musa'nin cildinin nasil parladigini görünce, ona yaklasmaktan korkuyorlardi ... Sonra Musa yüzüne bir örtü takti ve Rab'bin yaninda konusmaya çagirdiginda, O ortaya çikincaya kadar perdeyi. Sonra disari çikip, Israillilere, onun aldigi tüm emirleri anlatirdi. " (Misirdan Çikis 34: 30, 34-35)

Tanri ile olan bu konusmalara katilan tek kisi Musa'ydi, ispat yükü onun üzerine düsecek gibi görünüyordu. Musa ne kadar dürüst ve güvenilir idi? Dinsel gelenek onu kesinlikle güvenilir kilacakti; ancak büyük körfezin zamaninda, biri gerçekten bilmiyo.

mucizeler gerçeklestirme becerisi

Dikkat odagimiz mucizelere kaydi. Tanri ile konustiklarini ve ayrica mucizeler gerçeklestirebileceklerini söyleyen insanlar, sadece Tanri ile karsilastiklarini iddia edenlerinkinden daha büyük güvenilirlige sahiptiler. Muhtemelen Tanri, icracilara diger erkegin yetmedigi mucizeler güçleri vermisti. Mucizeler, sanatçinin ilahi bir iyilige sahip oldugu ve gerçek bir mesaj vermek için muhtemelen güvenilir oldugu konusunda Tanri'nin isaretiydi.

Musa, Ibrani halki Misir'dan atalarinin anavatanalarina götürürken birçok mucize gerçeklestirdi. Görevlileri yilana çevirdi, Nil sularini kan haline getirdi, Misir topraklarini kurbagalarla doldurdu ve daha sonra kurtçuklar, sonra da sinek yiginlari doldurdu. Sonra Misirli ailelerin tüm ilkleri öldü. Firavun ordulari kaçan Israillileri Kizildeniz kiyilarinda kovalarken Tanri bu deniz sularini parçalayip ?srailogullarinin güvenle geçmesine neden oldu. Sonra Musa'nin elinden olusan bir dalga ile deniz sulari Firavun'un ordularini bogmak için geri döndü. Evet, Musa mucizeler gördü.

Modern bir perspektiften, mucizeleri yapma yetenegi, özellikle de yikici olanlar, mucizelerin icracisinin Tanri ile konusup konusmadigina ya da Tanri'nin sözünü sadakatle bildirdigine herhangi bir taahhütte bulunmaz. Fakat bu yetenek, büyük peygamberlerin kariyerine damgasini vurmustur. Örnegin, Ilyas Peygamber, Tanri'nin daha güçlü oldugunu görmek için Baal papazlariyla bir müsabaka yapmistir. Rab'be onurlandirmak için bir sunak kurdu. Baal'in dört yüz elli papazi bir baskasini kurdu. ?lyas RAB'be adiyla seslendi ve sunagi ates aldi. Rakip rahiplerin çabalarina ragmen, diger sunak yapmadi. Bu, gerçek dine inanan bir mucizedir.

Yeremya gibi daha sonraki peygamberler, tarihin gelecegini önceden tahmin edebildiler. Yerusalim, Babil Krali Nebukadnezar'a düsmeden önce olayi öngörecek ve Tanri'nin Davud'un egemenligini daha büyük ve daha paha biçmis bir devlette restore etmeden önce bir süre ?brani halki cezalandiracagini açikladi. Isa da, yaklasan Tanri'nin Egemenligini ilan ederken mucizeler gerçeklestirdi. En büyük mucize ?sanin ölümden dirildigidir.

Modern insanlar neden Musa, Ilyas, Yeremya, Isa, Muhammed veya baska herhangi birinin sözlerinin Tanri'dan otantik bir vahiy oldugunu söyledigine inanmalidirlar? Mucizeler yüzünden miydi? Bu iman yüzünden mi? Ünlü dini figürlerin sözlerini ve yaptiklarini bildiren eski yazilardan olusan bir ceset var. Bu yazinin çogu, bildirilen olaylardan yillar sonra yapilirken, tarihsel olarak dogru oldugu iddiasindadir. O zaman, o olaylarin çevresinde yaratilan dini kurumlar da var.

Simdiye kadar, insanlar Musa ve Ilyas'in, Isanin veya Muhammed'in Tanrisina yüzlerce yildir ibadet ediyorlardi. Tanri'nin var olup olmadigi sorusu, muhtemelen yillar önce tatmin ile cevaplandi. Tabii ki, Islami takip edenler için peygamber Muhammed, Tanri'nin gerçek peygamberi idi. Hiristiyanlar ?sa'nin Tanri'nin oglu olduguna inanmaktadir. Milyarlarca insan yanlis olabilir mi?

Bununla birlikte, açik gerçek, Tanri'nin ünü itibariyla bilinmesidir. Tarihsel gerçekleri ortaya koyan kutsal kitaplarin organlari var. Gerçegini varsayarak var olan çok eski ve muazzam dini örgütlere sahibiz. ?badet edenlerimize dini ögretileri sorgulamayacaklarini ögrettiler, bunun yerine tapinma ve kabul tutumuyla onlara yaklasmayi ögrettiler. Bütün bunlarda dindarlarin birçogunun Tanri'dan hiç tecrübesi olmamis olabilir. Sadece programla birlikte gidiyorlar.

Bu, bazilarinin aktif olarak Tanri hakkinda daha samimi ve otantik bir bilgi istemedigini söylemek degildir. Çogu zaman bir ögretmen veya baska arabulucu vasitasiyla, bazilari ciddiyetle Tanri'yi ??tanimaya çalisiyorlardi. Oruç tutmus, meditasyon yapmis, dua etmisler, aksi takdirde Tanri'yla iletisim kurmaya hazirlanmislardir. Bazi mistik kisiler olumlu temas bildiriyorlar. Tanri'yi ??bu sekilde görmek insanlik çagindaki en büyük çagrilardan biri olurdu.

Benim kendi sonucum böyle bir hayata saygi duyulmasidir. Bu aramayi tesvik eden dinlere saygi duyulmasi gerekmektedir. Her birimizin kendi çagrimizi seçme hakki vardir. Bununla birlikte, birinin meditasyon veya dua yoluyla Tanri ile irtibat kurmasi konusunda basarili olamamasi da o kisinin isidir. Sadece o ne oldugunu kesin olarak biliyor.

Disarida, Tanri ile otantik bir baglantinin bazi belirtileri olabilir. Gerçek azizler olaganüstü sefkat ve basitlik yasatirlar. Bazilari az ya da hiç yiyecegi yoktur. Digerleri havaya uçabilir. Bu mucizevi yetenekler Tanri'nin verdigi yüksek güçleri kanitlar. Ancak yine de, temel bilgi aziz kisi ve Tanri arasinda kalir.

makul bir süphe

Burada ne alacagim, birilerinin bize, Tanri'ya dair kisisel bilginiz olmayan birinin bizi beklediginde, yaptigimiz gibi inanmaya ve harekete geçmesine makul bir süphenin var olmasidir. Bu dünya, yüzünüze söyleyecek çok sayida kisiyi barindiriyor: "Tanri'nin varligini biliyorum, Tanri yerinde benim önümde duruyormusçasina ayniymis gibi." Biliyor olmasin, biliyor olabilir; fakat sen degil. Açiklamanin açikça samimiyeti, gerçegi bilmek yerine geçemez. Birçok ikna edici vaiz, kel yüzlü yalanlarla yakalandi.

Görünmez Tanrilarin sorunu budur. Herkes onlari göremez. Tanrisal yoldan sevilen ve dogrudan Tanri deneyimine sahip olan sansli az sayida kisi olabilir. Digerleri, aziz yasantilariyla kendilerini bu devlete sokabilir. Ancak çogu insan Tanri'yi ??göremiyor. Musa'nin perdesi gibi, bir bilgi engeli vardir.

Dolayisiyla, bu bilginin halka açiklanmasinin haksizlik oldugu söylenebilir. Tanri bilgisi kisisel bir konudur. Eger biri Tanri'nin varligi konusunda birinci elden bilgi sahibi ise, biri gerçekten kutsanmistir. Degilse, bu bilgiyi yanlislikla ifade etmenin bir erdem olmayacaktir. En iyi sey aramaya devam etmek olacaktir.

Dinin siyasetin alanina girmesinin sorunu budur. Devlet dinleri için sorun bu. Tanri adina konusup davrananlar, Tanri'nin varligindan haberdar olmayacak digerlerini zorunlu kilarlar. Biliyor olmalilar mi? Tanri sahsen onlarla temasa girmedigi sürece. Onlara Tanri'ya inanmalarini emreden birine inaniyorlar mi, çünkü bu kisi ikna edici bir tavir sergiliyor ya da tehdit ediyordu. Kesinlikle hayir. Kendi amaçlarini ilerletmek için kiyafetler giymek gibi Tanri'nin yetkisini giyenler de var.

Isa, dünyevi tekliflerini kimseye emretmedi. Insanlarin sadece Tanri'nin Egemenligina girmeleri halinde onu takip etmeye çagirdi. Bazi seylerin Sezar'in isi oldugunu, digerlerinin ise Tanrinin isi oldugunu açikladi. Isa hiç kimsesini dinine uymadigi için cezalandirmazdi. Ayni sekilde, Muhammed Ilam dinine olan inanci zorlamadi. Kur'an-i Kerim "Din için zorlama yoktur" diyor. Baska bir ayette söyle deniyor: "Peygamber efendim! Onlara hükmetin, görev sadece tefekkür etmektir; Onlari inanmaya zorlayamazsiniz. "Ve inanmak için herhangi bir zorlama olmasa inanmak için basarisizlik yoktur.

Açikçasi, Müslümanlar, Hiristiyanlar ve Yahudiler inanmayanlari kiliçtan çikarmistir. Bunu kendi inisiyatifleriyle yapmislardir. Kendi en degerli dinleri adina, bireylerin Tanri ile olan kendi iliskilerini kurma kutsal haklarina mecbur oldular. Bunu günah olarak adlandirmak cazip olur; ama kim inanacakti? Gürleyen bir saman sürüsü gibi, insanlik da örgütlerle birlikte dolaniyor. Bu örgütlerin bazen yanlis olabilecegi konusunda bir fikrim yok.

Kutsal Kitap'in veya diger kutsal kitabenin yanlis olabilecegi sonucuna varmada daha büyük bir zorluk vardir. Musevi din, her kitabin ve her kitabin, Tanri'nin ilahi dünyasindan geldigini ve herhangi bir açidan yanlis olamayacagini iddia etmektedir. Peki Ya Incil'deki Tanri soykirima emredilirse? Diyelim ki Tanri, etnik ya da irksal üstünlügün fikirlerine onun nimetini verir? Günümüzde bu görüslerin yaninda miyiz, çünkü ?ncil'de açikça belirtilmislerdir? Hayir, simdi ne istedigini soralim.

Insan bilgisi, devam eden vahiy meselesidir. Insanligin en büyük düsünürlerinden bazilari eskiden her seyin tek bir madde olduguna ya da dünyanin düz olduguna inanmis olsa bile, bu sonuçlarin eksik bir anlayisin ürünü oldugunu kabul etmek için günümüzde hiç sorun yasamiyoruz. Sürekli insan tecrübesi diger dogrulari ön plana çikardi. Sadece din alaninda bazilari, gerçegin belirli bir kitap biçiminde düzeltilmesi konusunda israrci davranir. ?ncil'deki her kelimenin dogru oldugunu nasil biliyoruz? Çünkü ?ncil böyle diyor? Bagimsiz bir tanik gerekli olmamali mi?

Incil'i ve diger kutsal yazilari Tanri ile insan arasindaki karsilasmalari belgeleyen önemli tarih eseri olarak görmenin mümkün olduguna inaniyorum. Bununla birlikte, dogru olduguna inandigimiz seyleri saglamak bireysel olarak bize kalmistir. Hiçbir papaz veya vaiz bizi Tanri adina herhangi bir seye inanmaya zorlayamaz. Tanri'yi ??bize kendini açiga vurmaya zorlayamazsin. Yetistirme ya da dönüsümümüzün dini geleneklerine rehberlik ederken, temelde bir karara varmada bizler kendi basindayiz. Belirsizlikler ve belirsizliklerle dolu yetiskin bir dünya.

Bununla birlikte, dini inançlarin özgünlügünün "meyveler" tarafindan belirtilebilecegine inandigim sey. Isa'dan ögrendigim çok sey. Dedi ki: "Ya agaci iyi ve meyvesini iyi yapin, yoksa agaci kötü ve meyvesini kötülestirecek; meyve ile bir agaca bahsedebilirsin ... Kendini kötülük ederken sözlerin nasil iyi olabilir? "(Matta 12: 33-34) Dolayisiyla onun meyveleri iyiyse, adami ve dini alkisliyorum. Kötülerse, dini otoriteyi ne olursa olsun, onun motivasyonunu sorgulamaya baslarim.

Korkunç meyveler çaginda yasiyoruz. Israilli yerlesimci, Bati seria'daki Filistin topraklarini istila ederek, ?brahim'e verilen eski bir vaat üzerine bu topraklarda kendi topraklarini kullandigini iddia etti. Topragin Filistin sakinleri tavsanmis gibi vuruldu. Bu dogru meyveler var mi? Bence degil. Sonra, patlayicilarla dolu Filistinli çocuklar gögüslerine sarilip, Israil sehirlerinde kalabalik yerlere sizdi. Patlayicilar sizar ve düzinelerce masum insan öldürülür veya sakat birakilir. Allah buyurdu mu? Yine sanmiyorum. Bunlar çagdas dinlerin kötü meyveleridir. Tanridan talimatlarini açikliga kavusturmasini istemeliyiz. Dün emirleri hala geçerli midir?

Kötü dine karsi kutsal olan hiçbir sey yoktur. Sadece hayir de; inanmamak. Yüksek zorunluluk, Tanri'nin hakikatini aramaktir. Ve dinin meyveleri bu gerçegin bir göstergesiyse, tüm serit dinçleri çizmelerinde sarsmaliydi. Kaç kisi dünyevi imparatorluk aradi? Aynen gerçek imandan uzaklastikça. Tanri ile olan temel iliski, bireyin kurmasi gereken bir iliskidir. Hiçbir ögretmen baska biriyle o kisinin bilgisi ya da Tanri algisi arasinda zorlayamaz.

 




TELIF HAKKI 2007 T?STLEROSE YAYINLARI - TÜM HAKLARI SAKLIDIR

http://www.BillMcGaughey.com/knowgod.html